Taze bir baba gözünden doğum deneyimi

Oğlumuz Demir kısa bir süre önce aramıza katıldı. Hamilelik sürecinde eşim ve ben kitaplardan, daha önce doğum yapmış arkadaşlarımızdan, doktorlardan ve tabii ki ebemiz Asude Oflaz’dan çok fazla şey öğrendik ve sonunda doğumu da “elimizden geldiğince doğal” bir şekilde deneyimledik.

Türkiye’de doğum süreci meğer anne-baba olmaya hazırlanan çiftlerin ciddi hazırlıktan geçmelerini, kendilerini kollamalarını gerektiriyormuş. Çiftler doğumdan en azından bir kaç ay önce bunların farkına varırsa doğum deneyimi çok daha olumlu olabilir diye düşünerek kendi gözlemlediklerimi paylaşmak istedim.

Her yıl normal doğum yapabilecek on binlerce kadın sezaryene itiliyor ve başka şansı olmadığına inandırılıyor… 

Türkiye’de ortalama %45-50 civarında olan sezaryen oranının büyük şehirlerde çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor, hatta bazı hastanelerde neredeyse %90 civarı olduğunu öğrendim. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından önerilen sezaryen oranı ise %15. Hollanda – Belçika – Norveç – Finlandiya gibi ülkelerde ortalamalar %13-16 civarında. Bu ülkelerde hastanenin performansı bu yönden de ölçülüyor ve olumlu bulunması için sezaryen oranının %10’un altında olması bekleniyormuş.

Bir yanda bu oranları biliyorken çevremizde doğuma hazırlanan kadınların çoğundan da hamilelik sürecinin başında doğal doğum hayallerini ve planlarını dinliyoruz. Yani normal bir şekilde doğurmak için hastaneye giden arkadaşlarımız ne olduysa bir şekilde kendilerini kesilip biçilirken buluyorlar. En hassas oldukları, en az risk almak isteyecekleri doğum anında zayıf noktalarından yakalanıyorlar. Doktorları da suçlamak zor; herhangi birşey ters gittiğinde “neden zamanında fark edip sezaryene almadın?” diye doktora yüklenen bir mevzuat var. Sezaryen kararı sadece takvim yönetimi ve karlılık açısından değil, hukuki bir güvence olarak da mantıklı görünüyor.

Doğal doğum değil, kadının seçtiği doğum

Doğal doğum ve sezaryenin artılarını eksilerini uzun uzun konuşabilir hatta epiduralli mi yoksa tamamen doğal mı diye tartışabiliriz. Ancak sonuçta karar kadının kendi bedeni ve bebeği ile ilgili, bu yüzden de çok kişisel ve özel. Bu süreç o kadar kişiseldi ki başkaları için “doğal doğum en doğrusudur” diye tutturma hakkımın da olmadığını fark ettim. Herkese bu konuyu detaylıca araştırmalarını ve kendileri için en doğru kararı vermelerini öneriyorum.

Biz araştırdıkça kadının bedeninin zaten doğuma hazırlıklı olduğunu, ağrı kesiciler de dahil gerekli tüm donanıma sahip olduğunu öğrendik, bu yüzden doğal doğuma çok daha yakın hissettik. Sonunda eşim epiduralsiz doğal doğum ile ilerlemeyi seçti ve ben de bu kararına saygı duydum. Doğum sürecini eşimle geçirdikten sonra ise doğumu en doğal haliyle yaşamanın, kendi bedeninin ne kadar sihirli olduğunu keşfetmenin, inanılmaz bir yolculuğun her aşamasında bebeğine eşlik edebilmenin bir hak olduğuna karar verdim. Bunu isteyen ve seçen her kadının hakkı. Korkutulmadan, caydırılmadan, son anda tuzağa düşürülmeden bebeğinin yolculuğunda ona eşlik etme hakkı…

Doğum sürecine bilerek, hazırlanarak girmek işi kolaylaştırıyor

Doğal doğum istiyorum diyen eşimin elinden bu hakkının alınmaması benim için önemliydi. Bu yüzden de kendimizi eğitmeye ve her konuyu tüm detayları ile doktorumuzla konuşmaya karar verdik. Sadece eşim değil ben de eğitimlere katıldım ve kendimi hazırladım. Farklı aşamalarda yapılmaması gereken şeyleri öğrendim, hatta bunlarla ilgili tercihlerimizi önden hastanemize ve doktorumuza bildirmek için doğum planı hazırladık.

Eğitimler ve doğum öncesi hazırlıklarda bize en çok faydası olan konular şöyleydi:

  1. Doğumu kolaylaştırmak için doğum öncesi egzersizleri
  2. Doğum sırasında kullanılacak nefes ve rahatlama teknikleri
  3. Doğum ve sonrasındaki prosedürlerle ilgili aklımıza takılan tüm ıvır zıvır soruların cevaplanması
  4. Doktora ve hastaneye sorulacak, tartışılacak konuların belirlenmesi
  5. Doğum sonrası bebeğin ilk bir kaç haftalık gelişimi, neler yapılması gerektiği, nasıl yapılacağı konusunda ön bilgi

Bunların her biri daha donanımlı hissetmemizi, doğru adımları atmamızı sağladı. Eğitimlerden geçip farklı doktorlarla konuştukça da aslında ne kadar çok konuda kendimizi kollamamız, pazarlık yapmamız gerektiğini gördük. Doğum için seçtiğimiz hastanenin doğumhanesini ve bebek ünitelerini ziyaret ettik. Hatta sonunda doktor ve hastane değiştirdik.

Savaşa hazırlanır gibi değil…

Doğal doğuma doğru giden süreçte eşinizi ve bebeğinizi kollamanız gereken o kadar çok konu ortaya çıkıyor, dikkat etmeniz gereken o kadar çok detay öğreniyorsunuz ki işi gittikçe daha çok kontrolünüze almak, daha iyi hazırlanmak istiyorsunuz. Kendini eğitmiş ve hazırlanmış bir erkeğin doğum sürecinde eşine ciddi faydası olabiliyor. Öte yandan “koruyup kollama” güdüsü çok hassas, çünkü kontrol edemeyeceği konular için fikirleri ve büyük hazırlıkları olan erkek zarara da sebep olabiliyor. Doğumda herşey istendiği gibi olsun diye kendini komando gibi hazırlayan babaların kontrolü hangi aşamada ele almaları gerektiğini, hangi aşamadaysa işi başkasına bırakacaklarını bilmeleri inanılmaz faydalı olabilir.

Ben de doğum sürecini hem kendim hem de eşim için zorlaştıran bir kaç hata yaptım. Birlikte çalıştığım ekibe daha fazla güvenmem gerekirdi. Birşeylerin ters gittiği duygusuyla gerildim ve süreci az da olsa hızlandırdım. Doğum ve bebeğin kontrolü sırasında planladığımızdan farklı uygulamalar görüp bunlara takıldım, herşeyin en doğru şekilde olması için sürekli bir kontrol halindeydim.

Bu süreçten geçecek olan çiftlere önerim birlikte çalışacakları ekibi ve hastaneyi doğru seçmeleri, yapılacak işlemleri önceden öğrenmeleri ve beklentilerini doğumdan önce açıkça konuşmaları. Doğum sırasında ise bunların hepsini kenara koyup sadece anneye ve bebeğe odaklanmaları. Böylece kontrol, endişe ve müdahale ile gerilmek yerine doğum sürecini kolaylaştırmak, gerçek anlamda paylaşarak keyfini çıkarmak mümkün.

Doğum sürecinde ebe şart mı?

Bu süreçten geçince görüyorum ki doğum için şart olan tek şey bebeğini doğurmaya hazır hamile bir kadınmış ☺ Tabii mümkünse onun elini tutup gerektiğinde masaj yapabilecek partneri de olsun…

Öte yandan doğum epiduralsiz olacaksa, kadın ilk aşamaları kendi rahat ettiği ortamda kendi rahat ettiği pozisyonlarda geçirmek istiyorsa doğumhane öncesi uzun süreçte işi bilen, elinin altında ekipmanı olan ve güvendiğiniz birinin takibinde ilerlemek müthiş bir rahatlık. Aksi takdirde panik olup erkenden hastaneye doğumhaneye koşmamak elde değil.

Eşimle dönüp baktığımızda hala verdiğimiz en doğru kararın Asude Ebe ile çalışmak olduğunu düşünüyoruz ve bize sunulan destek, gösterilen özen ve samimiyetin paha biçilemez olduğunu görüyoruz. Doğum sürecinde ailemizden biri gibi yanımızda olan, biz talep etmesek de “ebenin görevi bebek ve anne kırkını çıkarana kadar devam eder” diyerek bizi yakından takip eden Asude Ebe’ye minnettarız.  Tüm müstakbel anne-babalara ebelik kurumunu ve bize kattıklarını bağıra bağıra anlatasımız var ☺

Onur Tekinturhan

Yorum Yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *