Doğumumuza Sahip Çıkalım

Mimar Zührenur Öz’ün Ebe Asude Oflaz ile yaptığı röpörtaj:

Bize öncelikle kendinizden ve ebelik tecrübenizden bahseder misiniz?
1974 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Ebelik Okulu’ndan mezun oldum. İlk iş yerim SSK Okmeydanı Hastanesi doğumhanesiydi. Günde ortalama 7 ila 10 doğum yaptırırdım. İki sene orada çalıştıktan sonra ayrılıp İstanbul’un çeşitli özel hastanelerinde bebek odaları ve doğumhanelerinde çalıştım. Bir dönem Alman ve Avusturya hastanelerinde rahibelerle çalıştım. Daha sonra sırasıyla, Güzelbahçe, Çevre, Kadıköy Şifa hastanelerinde çalıştım. Son olarak 1985 yılında Marmara Adası’nda çalışıp, İstanbul Reşitpaşa’da Sağlık Kabini açtım, burada ev doğumları ve takiplerini yaptım. Çocuklarımın küçük olması sebebiyle bu işe ara vererek, 1993 yılından emekli olduğum 2000 yılına kadar Koç Üniversitesi Sağlık Merkezinin kuruculuğunu ve sorumluluğunu üstlendim. 1995’ten sonra, tamamlayıcı tıp alanı ilgimi çekmeye başladığı için bu konularda eğitimler almaya karar verdim. Yurt dışında aldığım eğitimler sırasında, bu bilgilerin doğum alanında kullanılabileceğini far ettim. 2007 senesinde “Hamile Okulu’nu” açarak, anne ve baba adaylarına doğum öncesi bir takım eğitimler vererek normal doğum süreçlerine bir nebze destek olmaya çalıştım.

Acaba modernleşme çabası içinde olan Türkiye’de evde doğum ilkel bir yöntem olarak mı algılanıyor?
Evet, Türkiye’de evde doğum ilkel bir yöntem olarak algılanıyor. Evde doğum kriterleri hayata geçemediği için “Doğum hastalıktır ve hastanelerde olmalıdır” anlayışı ile doğumlar büyük şehirlerde, tüketim odaklı hastanelere yönlendiriliyor. Diğer yerlerde ise devlet hastaneleri doğumhaneleri doğumları kabul ediyor.

Gebe evde doğum yapmak istediğinde, bunun doğru bir şekilde yapılması için süreç nasıl ilerlemeli?
Evde doğum yapmak isteyen anne ve baba daha önce mutlaka eğitim almış olmalı. Anne adayı doğum başladığını gösteren anne bedenindeki belirtileri fark edip rehber ebesine haber vermeli. Acil durumlar için ambulansın en yakın yerde olmasına önem verilmelidir. Doğuma iki ebe katılmalıdır. Ebeler fiziksel muayeneler ve doğum için gerekli ekipmanlara ve malzemelere sahip olmalıdırlar. Acil durumlar zamanında gidebilecekleri anlaşmalı hastane ve doktorlar da olmalıdır.

Doğumda doktor ve ebenin görev dağılımı sizce nasıl olmalı?
Doğum ekip çalışmasıdır. Doktor, hastane, ebe aynı dili konuşan bir takım olmalıdır. Doğum süreci, takibi konusunda aynı felsefeyi benimsemiş olmalı ve aynı destek tekniklerini bilmeleri gerekir. Doğum ve doğum süreci takibi ebenin işidir, bir sorun çıktığında ya da danışılması gereken bir durum olduğunda doktora yönlendirilmeli ya da birlikte karar verilmelidir.

Açmış olduğunuz Hamile Okulu, doğum sürecinin hangi noktalarında hizmet veriyor?
Hamile okulu 2007’de kuruldu. Amacı annelerin normal doğum yapabilmesi için gerekli her türlü desteği verebilmek. Doğum öncesi ve sonrası (lohusalık ve bebek bakımı) anne/baba eğitimler yaparak onların bilinçli, sağlıklı doğum yapabilmelerini sağlamaktır. Hamile annelerin şikayetlerinde bilimsel ve tamamlayıcı tıp desteğini vermektedir. Mesela özel masajlar, homeopati gibi. Bu tarz bilincin yaygınlaşması için ebe eğitimlerini yapmak da verdiğimiz hizmetlerden biridir.

Doğum yardımcısı olarak hastanelerde zorluk yaşıyor musunuz?
Modernleşme adı altında hazırlanan hastane anlayışları anne adayını ve doğumu işi olarak görmektedir. İnsana ve doğuma saygının yerini hastane protokolleri almıştır. Bu bağlamda, hastane çalışanları ile anne arasında dengeyi sağlamaya çalıştığımızda bir takım zorluklar yaşıyoruz. Genellikle ön yargılı bakıp işlerine müdahale olarak görüyorlar. Eğitimleri modern hastane anlayışında olduğu için tamamen bilimsel olarak bakıyorlar. Sevgi, saygı, merhamet gibi duyguların olmasının da gerektiği eğitimini almıyorlar maalesef.

Doktorların bu yönteme ve size yaklaşımları genelde nasıl oluyor?
Genellikle sezaryen sevdikleri için uzun süren doğum takiplerine pek yanaşmıyorlar. Ben annelere diyorum ki, normal doğum istiyorum dediğiniz zaman, doktorunuz size “Tabi ben de normal doğumcuyum.” dediğinde “O zaman beni hangi ebeniz takip edecek?” diye sorun. Çünkü normal doğumun olmazsa olmazı bir ebenin varlığıdır. Aslında bir ebe, doktorun işini kolaylaştırır ve normal doğum sayısını arttırır. Ben de bu anlayışta olan, hakikaten normal doğumun gerekliliğine inanmış doktorlarla çalışmayı tercih ediyorum.

Normal, mümkün olduğunca medikal müdahalesiz doğum yapmak isteyen bir gebeye neler tavsiye edersiniz?Her şeyden önce mutlaka anne ve baba doğum öncesi eğitimleri almaları gerekiyor. Sonra normal doğumu destekleyen bir ekiple doğuma gitmelerini öneririm. Doğum sürecinde bir rehber ebenin varlığı, doğumun doğal ilerlemesine yardımcı olur.

Bu şekilde yapılan bir doğumun anne ve bebekte ne gibi yararları oluyor?
Sezaryen bir batın ameliyatı. Ameliyatlı bir annenin hemen bebeğini emzirmesi ne kadar zordur. Normal doğumdan sonra anne hemen normal bedenine, hayatına dönebilir, rahatlıkla bebeğine bakabilir. Bebek normal doğumda annesine hemen kavuştuğu için süt gelimi hızlanır. Normal doğumda yenidoğan sarılığı çok az görülmektedir. Normal doğumda anne medikal ilaç alımından da kurtulur. Normal doğum bebeğin hayata katılması için gösterdiği ilk çabasıdır. Bu anlamda da bebeğe saygı göstermek gerekir.

Şu anda sezaryene ihtiyaç duyulan başlıca sebepler; bebeğin ters durması, kilolu olması, beklenen doğum vaktini geçmiş olması veya kordon dolanması gibi yaygın birkaç söylem var. Sizce bunlar kesinlikle sezaryene başvurulmasını gerektirecek sebepler midir?
Anneye ait gerçek sezaryen sebeplerinin başında “Plasenta previa” dediğimiz plasentanın öne yapışması patolojisi gelmektedir. Kalça çıkığı, pelvis darlığı da anneye ait sezaryen sebepleridir. Bebeğe ait sebepler ise yan geliş, ters geliş, çoğul gebelik gibi önceden ultrasonla teşhisi konulmuş sezaryen sebepleri arasındadır. Bebek patolojileri de önceden ultrasonla anlaşılır. Bebeklerin %40’ı boynunda kordonla doğar. Genel anlamda bakıldığında kordon dolanması sezaryen sebebi olmamaktadır. Bebeğin kilosu annenin anatomik yapısıyla ilgilidir. 1.50 cm’nin altında boyu olan annenin 4 kilonun üzerinde bebek doğurması sorunlara yol açabilir. Gerçek ve muhtemel sezaryen sebepleri için de doktora güvenmek gerekir.

Normal doğum yapma konusunda biz kadınların en büyük çekinceleri, duyduğumuz doğum hikayelerinde ya da izlediğimiz TV yapımlarında gördüğümüz doğum yapan kadınların sürekli çığlık atıp, stresle kan ter içinde bağırmaları. Sizce bu doğum yapan kadının fizyolojik ağrılarından kaynaklı doğal bir süreç midir?
Doğum fizyolojisinde “ağrı” anlayışına farklı bakmak gerekir. Bazı kadınlar hiç ağrı duymadan doğurabiliyor. Demek ki “ağrı” anlayışı göreceli bir kavram olabilir. Doğumda rahim kasları oksitosin hormonu sayesinde bebeğin dışarıya doğru gitmesine yardımcı olacak biçimde ritmik olarak kasılır. Buradaki kasılma anlayışı rahim ağzının yavaş yavaş açılması demektir. Bebeğin kafası tarafından da itilen rahim ağzı gelen her kasılmayla beraber açılır. Rahim ağzının görevi 40 hafta boyunca bebeğin tehlike anında düşmesini engellemektir. Onun için sıkı sıkıya kapalıdır. Doğumda anne korkuyorsa rahim ağzı da tehlike sinyali alarak açılması gerektiği zaman savunmaya geçerek iyice kapanır. Rahim bebeği iterek ve bebek de kendini iterek çıkmak istediğinde dirençle karşılaşır. Ağrı o zaman olur. Annenin doğumu bilmesi, bedenine güvenmesi, bebeğine güvenmesi gerekir ki stres nedeniyle rahim ağzı kasılıp direnç göstermesin. Doğum olması gerektiği gibi olsun. Maalesef korku ve yanlış bilgi doğumu etkileyen en önemli faktörlerdir.

Siz doğum yapacak gebeyi doğum sürecinde ebelerin takip etmesinin daha doğru olduğunu savunuyorsunuz. Peki, hastanelerdeki ebe sayısı bunun için yeterli mi?
Aslında ülkemizde her sene 33 Sağlık Meslek Yüksek Okulu ebe mezun etmektedir. Ebe sayısı yeterli olmasına rağmen ebelerin çalıştıkları servisler farklıdır. Doğum servislerinde çalışmayan ebeler mesleklerini yapamadıkları için sezaryen sayıları artmıştır. Tüketim odaklı sağlık sistemleri ebeliği kendi çıkarına olmak üzere kaldırmak istemektedir. Doğumu hastanelere ve doktorlara yönlendirmekte, doğum ve sezaryen takiplerini doğum hemşirelerine yaptırmakta, doğum sürecini ise doktorlara yaptırarak anne ve bebek üzerinden rant elde etmek istemektedir. Onun için ev doğumları için gerekli kriterlen sağlanamamaktadır. Anne ve bebeği hastane standartlarına maruz bırakarak, aynı zamanda hastane enfeksiyonlarıyla da karşı karşıya bırakmaktadır.

Daha önce herhangi bir nedenden ötürü sezaryenle doğum yapmış bir gebe, saha sonraki doğumlarını normal yapmak isterse bu mümkün olabiliyor mu?
Olabilir tabi ki. Çünkü gelişen teknoloji sayesinde sezaryen ameliyatlarının tekniği ve kullanılan ameliyat malzemeleri bunu mümkün kılmaktadır. Sezaryenlı gebelerin takibinde biraz daha dikkat etmek ve hastane ortamında takiplerini yapmak gerekir.

Son olarak bu yazıyı okuyan anne baba adaylarına, ebelere ve doğum doktorlarına iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı? Bir de okuyucularımızın sormak istediği bir şey olduğunda size ulaşabilecekleri bir internet adresi verebilir misiniz?
Doğumlar için, hastane ve sağlık kriterleri hazır olmayan evler yerine, anneye ve geleceğimiz olan bebeklerimize saygılı doğumevleri açılmalıdır. Doğuma inanan doktorlarımızın ebelerle birlikte ekip çalışması yapmaları gerekir. Ebelerimizin ise mesleklerinin mükemmelliğine inanmış olmaları ve sahip çıkmaları gerekmektedir. Bunun için örgütlenmeleri ve birlikte çalışma alanları oluşturmaları gerekmektedir.

Bu yazıyı okuyan sevgili anne baba adaylarının sormak istedikleri herhangi bir husus olduğunda bize aşağıdaki adreslerden ulaşabilirler.

http://hamileokulu.com
http://facebook.com/hamileokulu
https://twitter.com/ebeasudeoflaz
http://instagram.com/hamileokulu

Yorum Yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *